Turizm sezonunun açılmasıyla birlikte Antalya hattında hareketlilik yalnızca ziyaretçi sayılarında değil, gayrimenkul piyasasında da belirginleşti.
Özellikle Manavgat–Side ekseninde artan talep, yatırımcı profilinde dikkat çeken bir değişimi de görünür kılıyor.
Sektör temsilcileri, yatırımcıların artık sadece “en hızlı nerede kazandırır?” sorusuna odaklanmadığını; “nerede yaşamak isterim?” sorusunu da karar sürecine dahil ettiğini belirtiyor. Tarih, sosyal yaşam, ulaşılabilirlik ve dört mevsim kullanım imkânı sunan bölgelerin bu nedenle daha fazla öne çıktığı ifade ediliyor.
Gayrimenkul ve turizm alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren girişimci Ahmet Tanır, yatırım anlayışında önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayarak şunları söyledi: “Geçmişte kısa vadeli geri dönüş beklentisi daha baskındı.
Bugün yatırımcılar bölgenin yaşam kültürünü, gelişim potansiyelini ve geleceğini de analiz ediyor. İnsanlar artık yalnızca bir mülk satın almıyor; yaşam biçimine yatırım yapıyor.” Tanır’a göre tarihsel ve kültürel derinliği bulunan bölgeler, uzun vadede daha sürdürülebilir değer üretiyor.
SİDE ÖNE ÇIKIYOR
Akdeniz’in öne çıkan tarihi yerleşimlerinden Side, antik tiyatrosu, Apollon Tapınağı, müzesi ve tarihi liman bölgesiyle yalnızca turistlerin değil, gayrimenkul yatırımcılarının da ilgisini çekiyor.
Bölgedeki restoranlar, sosyal alanlar, sahil düzenlemeleri ve yürüyüş rotaları; Side’yi sadece yaz aylarında ziyaret edilen bir tatil beldesi olmaktan çıkarıp yıl boyu kullanılabilen bir yaşam hattına dönüştürüyor.
Tanır, uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşmasının da tercihler üzerinde etkili olduğunu belirterek, “İnsanlar yılda birkaç hafta kullanılan yazlıklardan çok, yaşanabilir, gelir potansiyeli taşıyan ve değerini koruyan lokasyonları seçiyor. Manavgat ve Side hattı bu dönüşümün en dikkat çeken örneklerinden biri haline geldi” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlara göre yatırımcıların ilgisi yalnızca bugünün fiyatlarına değil, bölgenin gelecekteki değer potansiyeline de odaklanıyor. Tarihi mirasın, şehir kimliğinin ve aidiyet duygusunun gayrimenkul değerini güçlendiren unsurlar arasında yer aldığını söyleyen Tanır, “Bir bölgenin değeri yalnızca denizi ya da iklimiyle oluşmuyor.
Tarihi birikim ve kültürel yapı da güçlü bir değer yaratıyor. Side’nin en önemli avantajı modern yaşam ile tarihi dokuyu aynı potada buluşturabilmesi. Bu özellik bölgeyi hem yerli hem yabancı yatırımcı için güçlü bir merkez haline getiriyor” dedi.